16/10/2007 - REFERANDUMA HAYIR
|
SAKIN BU OYUNA GELMEYİN.. |
 |

|

Asırlardır bağrımızda besleyip, başımızın üzerine kadar yükselttiğimiz adamların , kanlarındaki ve vicdanlarındaki asli cevhere dikkat etmemek gafletine düştüğümüzden , Türkiye üzerinde oynanmış, oynanmaya devam eden oyunların hala tam olarak farkında olmayan, kafaları Aydın yaftası taşıtılan bir takım karanlık adamlar tarafından, Basın ve TV kanalları kullanılarak kafaları karıştırılan insanlarımıza sesleniyorum !
Başbakan'ın, Türkiye'nin terörle mücadelesinde ve sözde Ermeni Soykırımı meselesinde ABD'nin gereken önemi göstermemesiyle ilgili takındığı tavrın ve yaptığı sert açıklamaların, efelenme havalarının hepsi, Türkiyeyi paramparça yapacak Anayasa Referandumundan
almak istediği sonuçla ilgilidir. Sakın ola ki , Büyük Türk Milleti bu siyasi tiyatroya inanmasın ! Içişleri Bakanı nerede, bilen var mı içinizde ? Içişleri Bakanlığını hatta Dışişleri Bakanlığını
ilgilendiren bütün konularda neden sürekli Başbakan açıklama yapıyor ? Dünya ve Türk kamuoyları şu an'a kadar, Turkiye Cumhuriyeti Devleti'nin İçişleri Bakanının terörle mücadele konusunda , Bakanlık olarak ne düşündüklerine dair yapmış olduğu bir açıklamaya şahit oldular mı ? OLMADILAAAAARR, OLAMAZLAAAR ....!!!!! Eski İçisleri Bakanı Abdulkadir Aksu da aynı taktikleri yapardı. Ortalıkta görünmezdi amma
Terörle Mücadele Yasasının Meclis gündemine gelmemesi için , Meclisten naklen yayın
yapan TV kanalından, Türk Milletinin gözünün içine baka baka, sırıtarak ve de iki elini birden
havaya kaldırarak " HAYIIIIRRR ! " diyebiliyordu hiç utanmadan. Abdulkadir Aksu'nun milletin karşısına çıkmaktan neden kaçındığını, görevde kaldığı süre içerisinde yaza -çize, bağıra çağıra anlatmaya çalışmıştık milletimize . Bu konuda yazılan yazılardan ikisinin başlığı kendisine cuk diye oturuyordu doğrusu " İÇİŞLERİ BAKANI CİNLERE Mİ KARIŞTI, BU ÜLKEDE BİR İÇİŞLERİ BAKANI VAR MI ? " Bir kaç Vatanperver, gözü pek kalemşör olmasa kimsenin umurunda bile değildi ve işte o Vatanperver kalemşörler sayesinde bir kaç defa o bed suretini görebildi millet TV ekranlarında, gazetelerde. Türk Milleti İçisleri Bakanı olacak kişiyi ortalıkta göremediği sıralarda teröristlerin ve yandaşlarının işlerini kolaylaştırıp, İç Güvenliğimizi sağlamak üzere kurulmus olan Jandarma ve Polis Teşkilatlarımızın bütün yetkilerini birer birer ellerinden alan yasalar , bilhassa " TORBA YASA " denilen, üstü itina ile örtülmüş, İHANET YASALARI peşpeşe çıkarılıyordu Mecliste .
DİKKAAATT BÜYÜK TÜRK MİLLETİ ! SON TUZAKLARINI HAZIRLADILAR SANA. 11
KASIM 1938'DEN İTİBAREN SİNSİ ADIMLARLA YAVAŞ YAVAŞ BAŞLATTIKLARI, 1983'TEN İTİBAREN DE, BÖLÜCÜ KÜRTÇÜLERİN KANDAŞLARI VE HAMİLERI OLAN TURGUT ÖZAL İLE TEMPOYU HIZLANDIRARAK, BOP PROJESİNİN OLMAZSA OLMAZ TEK ŞARTI, TÜRKİYE'Yİ ÖNCE PARÇALARA AYIRIP, SONRA YUTMAK YOLUNDAKI ENGELLERİN ÇOĞUNU KALDIRDILAR, SONA BIRAKTIKLARI ENGELLERİ DE YENİ ANAYASA TASLAĞI
DEDİKLERI VE REFERANDUMDA SANA ONAYLATMAYA ÇALISACAKLARI ŞEYTANİ BİR
OYUNLA KALDIRACALAR ! İYİ BİLİN Kİ, BUNDAN SONRA VE EN KISA ZAMANDA TEKRAR BİR REFERANDUM YAPACAKLAR VE O REFERANDUM ASLINDA ÇOKTAN HAZIRLANAN,
TÜRKİYE'Yİ FEDERASYON ADI ALTINDA PARAMPARÇA YAPACAK, ŞİMDİLİK GİZLİ
TUTULAN ANAYASADIR ! BİZ, TÜRK MİLLETİ OLARAK ANCAK VE ANCAK ATAYASA'YA EVEEETT DİYECEĞİZ ,
SİZİN "ÖZGÜRLÜKLERİ GENİŞLETİYORUZ, DEMOKRASİMİZİ GÜÇLENDİRİYORUZ V.S "
MAVALLARIYLA KARŞIMIZA ÇIKARTMAYA HAZIRLANDIĞINIZ KİPAYASANIZA, TüRK
MiLLETiNi TUZAĞA DÜŞÜREREK ONAYLATMAYA ÇABALADIGINIZ APORANDUMA, BÜYÜK
TÜRK MİLLETİNE MENSUP TEK BİR KİŞİ BİLE EVET DEMEYECEKTIR, CEVABIMIZ HAYIIIIRR OLACAKTIIIIIIIRR .....!!! SAKIN, SAKIN DÜŞME BU TUZAĞA , BÜYÜK TÜRK MİLLETİ SAKIIIIINN .....!!!!!!! |
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/10/2007 - ALIŞTIM SANA
Gitgide alışıyorum sana.... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin... Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...
Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!
İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.
Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan...
Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...
Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.... Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez...
Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...
Ümit Yaşar OĞUZCAN
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/8/2007 - ÇORBAMIZ SICAK
:: Çorbamız sıcak
Kafamız nasıl? Güzel mi kafalar? İçmeden sarhoşuz bu aralar. Nicedir kaşıdılar kaşıdılar , Danıştay da hakim vurdular ! Altından türban çıkınca Aman fena korktular . Baktılar ki durum kötü, Kollamak lazım hükümeti... Acaba ne yapmalı? Gündemi nasıl çevirmeli? Futbol ruhun gıdası dediler Aziz'i yerinden ettiler , Cami onbinlerle doldu , "Cenazeyi bırakıp Fener'e üzülenler" Çok ayıp oldu! Futbol, fado ,fiesta Durumu kurtarmayınca Kaynamaya başladı çorba Bakan Bey dedi ki , Bu işin aslı başka , Haydi artık görev başına . Çek bir duble tuzlama, Kafası bulanık halkıma. Yalanla, gerçeği karıştırıp , İnce ince doğrasak, Kekik, tuz ,biber , Biraz da sirkeyle, sarmısak , Beş televizyon , On gazete , Sabah,akşam bağırsak . Ne yapsak, ne etsek ? Unuttursak ,uyutsak. Devletin derinine inelim, Basıncı kardeşlerin sırtına binelim, Hadi biraz da susurluk katalım, Eski resimleri arşivden çıkaralım. Yanına, Atatürkçülük, Ulusalcılık, Milli ne varsa koyalım. Hepsini bir örgüt yapalım, Çorbamızı güzelce kaynatalım. Vatandaşa dayatalım. Oh, oh ,pek leziz , Pek de nefis olmuş, Ama millet bu numaralara doymuş Hasılı bu çaba boşmuş, İçine ne katsanızda, Yine de yenmez bu çorba. Lafım millete tezgah açanlara, Hangi mum kalmış ki yatsıya, Hangi yalan sürmüş ki sonsuza, Yarın biri çıkar, Yalanları bir bir sayar, O zaman millet sizi, Sadece camiden değil, Memleketten de kovar.
kck
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/8/2007 - KARANLIKTA YÜRÜYORUZ
:: Bir gün eğer karanlık...
Böylesine kendisiyle tutarlı, etik temizliği ve sadeliği ile göz kamaştıran, hukukun üstünlüğüne inanmış, geçmişi ve geleceğiyle laik cumhuriyet çocuğu bir cumhurbaşkanını bundan sonrasında zor buluruz. Ahmet Necdet ve Semra Sezer, sadece cumhurbaşkanlığı makamını dolduran bilgelikleriyle değil, örnek kişilikleriyle de Türkiye'nin çoktandır unuttuğu değerlerin temsilcisi oldular. Sadece unutulan değerlerin değil, unutturulan öteki Türkiye'nin de sesi oldular. Yalansız yaşamaya çalışan, evrensel değerlerden beslenen bir Türkiye'nin. Ahmet Necdet ve Semra Sezer çifti, Türkiye'nin :Hırsızların, hortumcuların, sadece parası olduğu için varlığı kabul edilen omurgasızların, ilkesizlerin, döneklerin ve çürümüş köhnelerin, sömürgeci müstemlekecilerin ülkesi olmadığını kanıtladılar. Onlara şükran ve minnet duygularımı sunuyorum. Atatürk'ün koltuğunda oturmanın, emanetini taşımanın ne demek olduğunu gösterdiler. Sezer, önce DSP,ANAP, MHP koalisyonunun hukuksuz isteklerine ve baskılarına direndi. 28 Şubat sonrasında Türkiye'nin yeniden hukuk çizgisine çekilmesini sağladı. Sonra, cumhurbaşkanı olarak hukukun üstünlüğünün ve uluslar arası hukuka uygunluğun nasıl uygulanacağının derslerini verdi. Birleşmiş Milletler ile Türkiye arasında kurduğu bağ sayesinde Türkiye kriz dönemlerini atlattı. AKP iktidarında Türkiye'nin sigortası oldu. Siyasetin seçilmiş krallarına, despotizm yanlılarına, çoğulculuğun ve fikri çeşitliliğin önemini anlattı. Onların ülkeyi faşizme sürüklemesine mani oldu. Demokrasinin sivil eller tarafından yok edilmesini engelledi. Çankaya'da barikat oldu. Popülizmi ve çürükçü güncelliği reddetti. Türkiye'nin gücü oldu. Uluslar arası toplumun en çok saygı duyduğu, ciddiyetine ve kararlılığına hayranlık beslediği dünya liderlerinden biri haline geldi. Sayın Sezer olmasaydı Türkiye Irak bataklığına girmişti bile. Sayın Sezer olmasaydı savaş tezkereleri MGK desteğiyle geçmişti bile. Türkiye işgal altındaydı. Sayın Sezer olmasaydı Kıbrıs bu kadarıyla da kalamazdı elimizden toptan gitmişti bile. Sayın Sezer olmasaydı Kuzey Irak konusunda haklarımız bitmişti. Sayın Sezer olmasaydı AB ile ilişkilerde Türkiye haklarını masada bırakmıştı. Teslimiyetçiliğimiz yüzünden Ege 'deki haklarımızı da kaybetmiştik. Sayın Sezer olmasaydı Amerika Türkiye'yi bitirmişti. Müstemleke haline dönüştürmüştü. Sayın Sezer olmasaydı Türkiye'nin bağımsız, özgür bir demokrasi olduğunun delili de olmayacaktı. Sayın Sezer olmasaydı Türkiye önce Büyük Ortadoğu Projesi, ardından ılımlı İslam deliliğiyle yok edilecekti. Sayın Sezer olmasaydı kadrolaşma Türkiye'de liyakat ve iş yapma olanağını ortadan kaldıracaktı. Sayın Sezer olmasaydı yanlış yapılan yasalar nedeniyle Türkiye sosyal devlet olma vasfını yitirecekti. Sayın Sezer olmasaydı Anayasaya aykırı yasalar çıkartılacaktı. Sayın Sezer olmasaydı hukuku, hukukun üstünlüğünü çıkarlarına göre yorumlayan bir siyasi kadronun eline kalacaktık. Sayın Sezer olmasaydı İşçiler, memurlar, esnaf, doktorlar, öğretim üyeleri, işsizler sahipsiz kalacaktı. Sayın Sezer olmasaydı sendikalar hükümetin sigorta yasalarındaki düzenlemeleriyle yok edilecekti. Sayın Sezer olmasaydı Irak'ın bile işgal altında onaylamadığı hükümleri içeren bir petrol yasası yürürlükte olacaktı. Sayın Sezer olmasaydı cemaatlere devletten para akacaktı.Türkiye'nin yaşam biçimi yasalar yoluyla değiştirilecekti. Sayın Sezer olmasaydı tıp etiği onarılmayacak kadar kötü bir şekilde yaralanacaktı. Sayın Sezer olmasaydı Türk eğitim sistemi çökertilecekti. Sayın Sezer olmasaydı "Laik Cumhuriyet" sadece lafta kalacaktı. Sayın Sezer olmasaydı Türk hukuku yok edilecekti. Sayın Sezer olmasaydı karşı devrimciler kazanmış olacaklardı. Sayın Sezer olmasaydı Türk demokrasisi globalizasyon karşısında bitirilecekti. Sayın Sezer olmasaydı bütün bunlar olacaktı. Bundan sonrasında ise yaşayıp göreceğiz. İyi ki varsınız. Sayın Cumhurbaşkanım Ahmet Necdet Sezer. Türk tarihinin dönemeçlerinden birinde var oldunuz ve tartışmasız bir önderlik yaptınız. Yaptıklarınızla, yapacaklarınızla Türk milletinin gönlünde ve tarihinde en güzel yerlerden birini aldınız. Sağolun, varolun. Bu ulus, "Bir gün eğer/karanlık bir yağmur gibi/ canını sıkarsa yaşamak…" elbette dönüp sizin döneminize bakacak ve mücadele için feyz alacaktır. Sağlıcakla efendim…
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/8/2007 - SENİ ARIYORUM
SENİ ARIYORUM
Şimdi bir an dönerek gerilere, hani Bir zamanlar beni ölesiye yaşatan Ellerimi bırakıp sevecen ellerini Çevremi sımsıcak bir sevgiyle kuşatan Seni arıyorum.

Bir deniz hıçkırıyor ta içimde, dinle Giderek yalçın kayalar, kumlar eriyor Simdi baş başayım bir kıyıda kendimle Ve bende var ettiğin o ben can veriyor Seni arıyorum.

Gülerdin bir zamanlar, güneş batmazdı Baştanbaşa bir gül bahçesiydi ortalık Renkler ya mavi, ya pembe, ya beyazdı Oysa şimdi ne yana baksam karanlık Seni arıyorum.

Varsın ama yoksun. yanımdasın, değilsin Gözlerim boşuna deliyor geceleri Tek seni bir kez daha görebilmek için Daldırıp ellerimi benden içeri Seni arıyorum.

Ellerim içimde bir kan gölüne batıyor Bağırıyorum kimseler duymuyor sesimi Dişlerim hırsla dudaklarımı kanatıyor Ve senden uzakta verirken son nefesimi Seni arıyorum.

Bu son aldanışım, son yıkılışım olacak Gelsen de boş artık gelmesen de, ben yokum Yine de son bir ümit kırıntısıyla, bak O her şeyi yitirdiğim anda bulduğum SENI ARIYORUM...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Yağlıboya resim
Hayata dair yazılar
El sanatları
Şiirler
Kategoriler
milaresimlerimsiirlerYAZILARIM
Arkadaşlarım
damakzevki38 sekerlivanilin cisil2006 nihatgenc oznurbursa nurayekin68 mamila HAYALDUNYAM hadigulumse aysunsay hazanmevsimi FikretSimsek ilmekilmek eroman flood lalecik milaca onurtan francika maviboncukhobi tattooscream leylasen verbalkint ozguluntarifleri mila2 arstekin evkedisi evkedisi2 elisisanati nergizcankul EmineYapimlar blogcuabla sibelgollu gulten blogdoktoru goznuru genocide yesilbursam kendimcee yemekoloji ufuksitki apollo041 gulumseyisim nurdanay nihatbadur alacahasret NESLINUR78 yurdanur45 sihirlieller tunningworld ozdamar birgul yaseminle thistime gfbfth koookle asktozu gelinciksinifi butterfly goznurudantel arzuasya akasyakokusu karamelasekerim qarip bizimadres sagunerm dolunayteam bilimhaberleri juniormarduk
|